27 Nisan 2012 Cuma

Sessizlik Sarmalı

 Sessizlik Sarmalı Ne Demektir?


        Bu model Batı Almanya sosyologu Elisabeth Noelle - Neumann tarafından geliştirilmiştir. Suskunluğun sarmalı modeli, insanların azınlıkta olduklarını hissettiklerinde neden fikirlerini ifade etmekten çekindiklerini açıklar.
Model şu temel varsayımlara dayanır: İnsanlar çoğunluk tarafından hangi fikirlerin tutulduğunu ya da kuvvet kazandığını, hangi fikirlerin azınlıkta olduğunu ve gerilediğini görmek için çevreyi gözlerler. Egemen olan kamu oyunu bilirler. Toplumdaki çoğunluk tarafından benimsenmeyen tutumlar, inançlar ve fikirler bireyleri toplumdan uzaklaştırır. Sosyal izolasyondan korkarlar, bu nedenle azınlıkta olanlar düşüncelerini ifade etmekten sakınırlar. Kendi düşüncelerinin egemen kamu oyuyla benzer olduğunu düşündüklerinde, bunu açıkça ifadeye yönelirler. Öte yandan azınlıkta olduğunu algıladıklarında, ifade etmez, bastırırlar.

Bir görüş biçiminin egemenliğini algılama çoğu kez gerçekte halk çoğunluğunun böyle bir görüşe sahip olup olmadığıyla çok az ilişkilidir. Algılanmış çoğunluk fikirleri, çoğu kez sadece bir azınlık tarafından tutulur. Bununla beraber, bir görüş biçiminin çoğunlukta olduğu algısı sarmal bir süreci harekete geçirir: bu süreçte aksi görüşe sahip halk sessiz durmaya başlar ve algılanmış çoğunluk görüşü egemen gerçek görüş olarak kurulur. Suskunluğun sarmalı, kitle iletişim araçlarının halkın üzerinde kurduğu etkilerle değişir; kişiler arası iletişim enformasyon sağlar, fakat kitle iletişim araçları asıl etken olmaya yönelir.
Kitle iletişim araçlarının belli konuları ve sorunları ve bunların tartışmasını halkın görmesinden uzaklaştırma yeteneği üzerine durur. Kitle iletişim araçlarının etkilerinin çoğu kamuoyunun ve fikir ikliminin şekillendirilmesinden ibarettir. Toplumsal çevrede egemen olan eğilimler hakkındaki düşünceler kişilerin davranışını oy verme kararlarına kadar etkiler. Teknik ölçme bakımından, bu varsayım etkileri tutumların ve davranışların en katı, dolayısıyla da değişime en kapalı olduğu noktada ölçme avantajına sahiptir. 
Neumann’ın modeli temelde, Fetinger’in “bilişsel çelişki” modelinin psikolojik alandan alınıp sosyolojik alana uygulanmasıdır. Bilişsel çelişkiden kaçışla, kişi kendi kafasında, kendi-kendiyle iletişim süreci sonucunda verdiği kararla bir bilişsel psikolojik denge oluşturur. Neuman’da bu denge arayışı kişinin yaşadığın ortamdaki egemen fikirlere yönelmesi ve uyumsuzluk yaratan veya azınlıktaki fikirlerden kaçınması, eğer böyle bir fikir taşıyorsa, genel/popüler fikirler karşısında susmayı tercih etmesi biçiminde olmaktadır. Bize göre, bu model, genel fikirlere uyma ve azınlık fikirleri taşımada suskun kalmayı materyal ilişkiler düzeninin yapısal gerçeğine ve bu yapının günlük çalışması biçimine bağlarsa, anlamlı bir yaklaşım olabilir. Örneğin, “dışarıda kalma, bırakılma” (izolasyon) korkusuyla kişinin tartışmaya girmemesi ve suskunluğu seçmesi, egemen kaideler, kurallar ve pratikler karşısında uyum araması veya uyumsuzluğunu içine atması sürecini psikolojik bir oluşum ve süreç içine hapsetme yerine, bu psikolojinin belirleyici faktörünün kişinin kendi içinde bulduğu örgütlü yaşam koşulları olduğuna bağlanması gerekir. Neumann ’da ki “karşıtlık ve mücadele yokluğu” ancak, incelemeye egemen fikirler, kaideler ve kuralların çıkıp geldiği ve bağlı olduğu materyal temel ve yapı eklenerek giderilebilir. (Erdoğan ve Korkmaz,2002). 
Neumann teorisi bu bağlamda (medya konusunda) diğer teorilere göre daha güç olan bir teoridir. "Sessizlik helezon çizerek git" veya "Sessizliğin sarmalı", olarak ifade edilen teori; medyanın güçlü etkilerinin kamu düşüncesi üzerinde olduğunu tartışır, ama kendisinde bu etkilerin veya edilmemiş geçmiş araştırma sınırlamalarının olduğu az değer biçildiği de söylenir. Noelle Neumann o üç karakteristiğe, güçlü etkilere kamu düşüncesi üretmesi için birliğin olduğu, her yerde olmanın ve tutarlılığı sağlanmış bir iletişim sürecinin olduğu kütleyi tartışır. Birleşmiş resmi bir olaya başvurur veya onu çıkarır, geliştirebilir, ve çoğunluk tarafından farklı şebekelerin ve diğer medyanın olduğu gazeteler, magazinler, televizyon paylaşılır. Tutarlılık etkili, seçici maruz kalmayı yenmektir. 

İnsanlar hakkında izlenimlerin, kamu düşüncesi olan dağıtma olduğu formun tartışmaya yol açan bir çıkış noktası.Bireyler çoğunluk olup olmadıklarına kararlaştırmayı dener ve kamu düşüncesi olan çoğunluğun sesi, ortamı değiştirir. Eğer bu bireyler azınlık olduklarını hissederlerse, sessiz kalmaya yönelirler. Bu bireylerin sessiz kalmasıyla, diğer insanları temsil edecek özel bakış açısının olmadığını hissederler.
Sessiz Kalan Bireyler kaynak olduğu için, oyunun önemli bir parçası olan medya ya yönelir. Medya helezona üç yol olan sessizliği sonuçlandırır: 
1. Sessiz kalan gruptan birinin bile aykırı davranması, halkın söyleyebileceği düşünce hakkında izlenimlere şekil verir.
2. Düşünce hakkında izlenimleri olan grup baskındır.
3. Sessiz kalan grup düşüncede artış ya da azalış olduğu hakkında izlenimlere şekil verir.
Noelle Neumann, düşüncenin ikliminden, düşüncenin bulunduğu ortamdan etkilenildiğini savunur; düşünce karşı bir kişiye gider, o kişi ortamı sevmediği için, azınlıkta kaldığından sessiz kalacaktır. Kuvvetli olanın harekete gedmesi, sessiz kalanda izolasyon korkusuna neden olur. Noelle Neumann politikada diğer değişkenlerin;yaş, eğitim, gelir, ilgi, bilinç konumu gibi değerlerin kullanılmasının, haber medyasıyla olan ilişkinin etkililiği,bireyleri disipline eder. Analizin etkileri (Eğitim, gelir, yaşlanma) açık sözlülük, demografik değişkenleri gösterdiği bir gerilemenin olduğu sonuçlar, haber medyasının konumunu ve siyasal bilginin olduğu, kendinden etkililik, dikkati düzeltir. Fakat, Noelle Neumann' ın teorisinin akla getirdiği gibi, kamu düşüncesinin veya haber medyasının olduğu, bir ortam sağlandığında ilişkilerin sessizliğin helezonunu bozan koşullar sağladığını ve sessizlikle kavga etmek için mümkün olan ortamı yarattığı görüşünü savunur. 

 Sessizlik Sarmalı Teorisinin Ortaya Çıkışı


1980 yılında, iki başbakan adayı arasında oylamalar, seçim kampanyalarının olması Elisabeth Noelle Neuman için bir çalışma alanı oldu. Bu seçim kampanyası Jimmy Carter ve Ronald Reagan arasında bir meydan okuma şeklinde sürdü. İki ayı aşkın kampanyaların ve söylevlerin olduğu, görünürde bir çok birincinin olduğu bir yarış havasına bürünmüş bir seçim kampanyasıydı. Fakat bu sırada iletişim üzerine çalışmalar yapan Profesör Elisabeth Noelle-Neumann’ a anketçiler tarafından yanlış bir soru soruldu. “Oyunuzu kime verdiniz ?” sorusu yerine, “Sizce seçimi kim kazanacak ?“ sorusu soruldu. 
Anketçiler, Reagon’ın kazanacağı beklentisi içinde olduklarından, rahat bir soru sorma eğilimi içine girdiler. Noelle Neuman ise kendisinin, siyasal iklimin ve özellikle onların geleceğine yönelik tahmininin olduğu bir değerlendirme yapmasının, insanların değerlendirmesini etkileyebileceğini ifade eder. 
Neumann, genelde toplum hakkında güvenilir bilgiyi sağladığı bir altıncı duyunun olduğunu; sessizliğin insanların azınlık olduğunu düşündüğü zamanda, onların görüşlerini gizlemelerini hissettiren, helezonun olduğu dönem olarak ifade eder. Noelle Neumann, televizyonun helezonu hızlandırdığına inanır , ama ilk olarak bizim şimdiye kadar insanların, alışamadığı hassasiyetine karşın; toplumun neyi hoş görecek olduğunu değiştiren standardın olduğunu anlamamız gereken sürecin sonunda medyayı kavramayabiliriz 

1 yorum: